Zİyaretçİ Bİlgİsİ

02828810
Bugün
Dün
Bu Hafta
Bu Ay
414
612
1026
7762

İslam Tarihi Makaleleri

Bu makale "Nisar Ahmed Faruqi, “Some Methodological Aspects of the Early Muslim Historiography” Islam And The Modern Age, A Quartely Journal, Volume VI, February 1975, No:1, s. 88-98. Jamia Nagar, New Delhi" makalesinin Muhittin Kapanşahin tarafından çevirisidir.

 

Nisar Ahmed Faruqi'ye ait makaleden kısa notlar:

•    İlk Müslümanların tarih yazma amacıyla ilgili temel görüşü, “Allah’ın rızasını elde etmektir.”
•    İslam, tarih bilincini esas alan bir dindir.
•    İslam öncesi Arabistan’da rivayet (ahbariyyun) geleneği gelişmişti.
•    Birkaç dilci ve gramerci hariç, İslamın ilk yılları boyunca tarihî bilgiyi toplayan ve derleyenlerin Fakihler ve Muhaddisler gibi dindar elite ait olduklarını görüyoruz.
•    Müslümanlar arasında Kur’an ve Sünnetten ilhamını alan imanlarının bir parçası olarak zuhur eden tarih bilinci, Müslüman tarihçilerin ilk başlarda cahiliye dönemi Arap veya komşuları olan İran ve Bizans tarihine ilgi göstermemeleri gerçeğince desteklenmektedir.
•    Müslümanların tarihlerinin hicretin birinci yılı ile başladığını rahatça kabul edebiliriz.
•    Arap tarihçiliği hicretin ikinci yüzyılının sonuna kadar hiçbir yabancı etki olmadan kendi öz ruhu ve şekliyle gelişmeye devam etmiştir. Bu dönemde Yunan tarihçiliği gelişmenin olgun dönemine ulaşmasına rağmen, hicretin ilk iki yüzyılında Yunan ve İran tarih metotlarından etkilenen Arap tarihçilerinin izine rastlanmamıştır.
•    Hişam el-Kelbi belki de, eski yazıtlardan ve Hıristiyan arşivlerinden faydalanan ilk Müslüman tarihçidir.
•    Arapların ilk tarihleri masal ve efsaneleri hariç tutmamasına rağmen, Muhaddisûn tarafından ulaşılabilen tarihî verilerin, inceleme sürecinden geçirilmesi ilkesi, tarih araştırmaları ve kaynaklarının dikkatli değerlendirilmesi yolunu açmıştır. Bu Peygamber’in biyografisindeki efsanevî ve yanlış tarihsel unsurların elenmesine yardım etmiş, böylece İslam’ın ilk günlerini, hukuksal ve bilimsel açıdan gerekli olan tarihin aydınlığına bırakmıştır.
•    İlk Müslümanların tarihe olan tutumları Takiyüddin Makrîzî’nin (766-845 h.) “Kitabu’l-Mevâiz ve’l-İ’tibar bi Zikri’l-Hitat ve’l-Âsar: Bilgi iki kategoridir -Ma’kul (rasyonel) ve Menkul (nakil)” ismindeki kitabında yer alan gözlemlerde açıktır.
•    Peygamber’in hayatı ile ilgili olan olayların veya çoğu olayda herhangi önemli bir rol oynayan değişik kişilerin, detaylı ve gerçek bilgilerini elde etmeleri, Müslüman âlimlerin tarih bilimine gerçek ilgisini göstermeye yeterlidir.
•    İlk Müslüman tarih yazarlarının tarihe yaklaşımları yerel bir bakış açısından evrensel olana doğru kademeli olarak ilerlemiştir. Mesela, Medine Tarih Ekolünün başlangıçta vurgusu Siyer, Megazi ve halifeliğin vakayinameleri üzerine kurulmuştur. Kufe ve Basra Ekolleri daha çok kabile özelliklerine, silsileye (soy araştırmasına), gramere, belagat ilmine v.b. dikkat etmişlerdir.
•    İslamın ilk iki yüzyılı boyunca, Müslüman tarihçiliği devamlı olarak sosyal ve politik baskıya maruz kalmıştır.
•    Müslüman tarih biliminin iki rakip ekolü ortaya çıkmıştır. Bunlar, Medine ve Irak Okullarıdır.

İlk Dönem Müslüman Tarih Yazıcılığı Hakkında Bazı Metodolojik Görüşler, Nisar Ahmed Faruki, (Çev.: Muhittin Kapanşahin), Bilimname, C: X, 2006/1, s. 1883-189

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Yenİ Çıkanlar

Bİr Söz

"Okumak bir insanı doldurur, insanlarla konuşmak hazırlar, yazmak ise olgunlaştırır." (BACON)

Bİr Hadîs

“Ya âlim, ya ilim öğrenen, ya da ilim dinleyen ol. Dördüncüsü olma, helak olursun!” (Dârimî, İlim 254)

Bİr Ayet

 “Şüphesiz o zikri (Kur'an-ı Kerîm) biz indirdik biz! Onun koruyucusu da elbette biziz.” (HİCR-9)