Zİyaretçİ Bİlgİsİ

02327354
Bugün
Dün
Bu Hafta
Bu Ay
535
1374
6280
59255

Akademik ID

ORCID iD iconorcid.org/0000-0002-7125-8995

ResearcherID: S-3350-2017

Academia.Edu: Page

DergiPark: Sayfam

İslam Tarihi Makaleleri

  • Tutulan, alıkonulan, engellenen yer anlaımnda kullamlan hapishane Arapça h.b.s. kökünden türemiştir.
  • Hapishane anlamında kullanılan diğer kelime de s.c.n. kökünden türeyen ve literatürde daha fazla yer bulan sicn kelimesidir. Hapishane görevlisine Seccân mahkuma ise Secîn, Mescun ismi verilmiştir.
  • Kur'an ayetlerinden de anlaşıldığı kadarı ile, eski medeniyetlerde hapishanelerin, yerleşik sisteme geçmiş, belirli ölçüde gelişmiş bir hukuk sistemine sahip bölgelerde var olduğunu söylememiz mümkündür. Ancak bu hapishanelerin, suçluyu cezalandırma ve topluma kazandırma işlevinin dışında cezası kesinleşip, infaz gerçekleştirilene kadar, suçlunun bekletildiği mekanlar olduğu anlaşılmaktadır.
  • Cahiliye Arap toplumunda ise, yerleşik Araplar dışında, hapis cezası ve hapishane binaları yaygınlık kazanmamıştır. Bunda da en önemli etken, Orta Asya Türklerinde olduğu gibi göçebe yaşantısının ve toplumun tüm fertlerinin istisnasız benimsediği, iç düzeni sağlayan sabit hukuk sistemlerinin olmayışıdır. Arapların hapis cezası yerine, kabile prensiplerine aykırı davranan kişileri sürgünle/tardla/kabile dışı bırakma ile cezalandırma usulü daha fazla yaygınlık kazanmıştır.
  • Arap yarımadasında Mekke, Medine gibi şehir merkezlerinde de hapishane olarak kullanılan özel mekanlardan bahsedilmektedir.
  • Hz.Peygamberin savaş esirlerine karşı muamelesine baktığımızda, onun hapisten ziyade affa yönelik bir yaklaşım içinde olduğunu görürüz. Dolayısıyla Kur'an da hapsi emreden veya yasaklayan bir nass'ın bulunmadığını rahatlıkla söyleyebiliriz. İslamın ilk dönemlerinde ileride de izah edeceğimiz hapis cezası tatbikatını ise, Arap toplumunda süregelen uygulamaların bir devamı olarak izah etmek mümkündür.
  • Hz. Peygamber döneminde bugün anladığımız şekliyle bir hapishanenin mevcut olmadığını
    göz ardı etmememiz gerekmektedir. Hapis sadece, suçluyu te' dip veya suçunun kesinleşeceği zamana kadar ev, mescit gibi mekanlarda veya davacının kendi evinde tutması şeklinde gerçekleşmekte idi. Bu nedenle Hz. Peygamber mahkumlara "esir" ismi vermekte idi.
  • Resülullah'ın Mekke döneminde kendisi tarafından uygulanan bir hapis cezasına rastlayamıyoruz. Bunun nedeni ise. İslam toplumunun teşekkül etmemesi. hüküm ayetlerinin nazil olmaması, Müslümanlann müşriklerin yoğun baskısı altında bulunmaları ve hukuk kurallarını İcra edecek idari mekanizmaların mevcut olmamasıdır.
  • Hz. Peygamber'in Medineye hicreti, site devletinin kurulması ve ilk anayasanın ilanından sonra, bağımsız yargı organları çalışmaya başlamış, iç ve dış tehlikeleri ortadan kaldıracak müeyyideler yürürlüğe konmuştur.
  • Tayin edilen kadılar, diğer cezalarda olduğu gibi hapis cezasını da Medine örneğini göz önünde bulundurarak uygulamaya koymuşlardır.
  • Hendek savaşını müteakip Sad b. Mu'az'ın görüşü doğrultusunda verilen hüküm sonucunda, Müslümanları arkadan vurma niyetinde olan ve imzalanan anlaşmaya ihanet eden Beni Kureyza Yahudileri, çağrıya uyarak kalelerinden çıktıktan sonra, Resuluilah onları Kîse binti Haris isimli bir kadının evinde hapsetmiş, daha sonra ise ihanetlerinin cezası olarak öldürülmüşlerdir.
  • Genellikle Hz.Peygamber borcunu ödemeyen, suç işleyip işlemediği kesinleşmeyip töhmet altında bulunan şahısları hapsetmekte idi. Sahih hadis kitaplarında Resulüllah 'ın töhmete istinaden insanları hapsettiği, daha sonra ise onları serbest bıraktığı sıkça geçmektedir.
  • Hz. Peygamber evleri, ibadet yeri olma özelliğinin dışında bir çok fonksiyonu icra eden mescitleri hapishane olarak kullanmıştır. Mescitler erkekler için olduğu gibi kadınlar içinde hapishane görevi yapmıştır.

Yılmaz, Metin, İslâm Tarihinin İlk Üç Asrında Hapishanelere ve Mahkumların Durumlarına İnsan Hakları Bağlamında Genel Bir Bakış, Ondokuz Mayıs Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, 2001, sayı: 12-13, s. 539-581

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Yenİ Çıkanlar

Bİr Söz

"Okumak bir insanı doldurur, insanlarla konuşmak hazırlar, yazmak ise olgunlaştırır." (BACON)

Bİr Hadîs

“Ya âlim, ya ilim öğrenen, ya da ilim dinleyen ol. Dördüncüsü olma, helak olursun!” (Dârimî, İlim 254)

Bİr Ayet

 “Şüphesiz o zikri (Kur'an-ı Kerîm) biz indirdik biz! Onun koruyucusu da elbette biziz.” (HİCR-9)