Zİyaretçİ Bİlgİsİ

02564420
Bugün
Dün
Bu Hafta
Bu Ay
243
1683
6386
22110

İslam Tarihi Makaleleri

Mustafa SAFA'ya ait okuduğum makaleden notlar:

  • Nüfus sosyal yapıyı oluşturan canlı ve dinamik bir kütledir. Nüfusun incelenmesi,aynı zamanda cemiyetin sosyal şartlarının ortaya çıkarılmasıdır. Nüfusunmiktarı, cinsiyete göre dağılımı, artış hızı, şehirli ve köylü olma özelliği,meslekteki mevkii bakımından durumu, iktisadi faaliyet kollarına göre dağılımı,ana yaş gruplarına göre ayırımı, eğitim seviyesi gibi açılardan ele alınması, biranlamda sosyal yapının incelenmesidir.
  • Yesrib’in daha önceki nüfusu hakkında herhangi bir bilgimiz yok.
  • Yesrib, hicret öncesinde, yaklaşık 6 bin müşrik Arap ve 4 bin Yahudiden oluşan iki ana bloktan oluşan bir demografik yapıya sahiptir. Hicretle beraber az sayıdaki Müslüman Kureyşlilerin de ilavesiyle, Müslüman blokun sayısını bilmek amacıyla, Hz. Peygamberin yaptırmış olduğu sayım verilerine göre, Yesrib’in nüfusunun 10 binden fazla olduğu tahmin edilmektedir.
  • Medine’yi ilk kuran Amalika Araplarının Abil kolundan gelen Yesrib ve onun mensup olduğu kavminin soyu Hz. Nuh’a dayandığına göre; onların inançlarının atalarının inancı doğrultusunda tevhit üzere olması gerekirdi. Ancak Taberi; Babil’de yerleşen Hz. Nuh’un zürriyetinin önceleri hak din üzere iken, daha sonraları Nemrud’un onları putlara tapmaya çağırmasıyla inançlarının bozulduğunu, puta tapan kavimler haline geldiklerini; Allah’ın onları cezalandırarak dillerini karıştırdığını ve birbirlerini anlamaz hale gelerek Babil’den ayrılıp çeşitli yerlere dağıldıklarını söyler.
  • Arabistan’da önceleri putperestlik yokken, ilk defa putperestliği getiren Amr b. Luhay’dır. Luhay, Suriye’nin Belka taraflarından Mekke’ye getirdiği kırmızı akik taşından yapılmış insan suretindeki Hübel putunu Kâbe’nin yakınına koyar.
  • Medine’de putperest Araplarla, Yahudiler aynı coğrafi mekânda kabileler halinde yaşıyorlar; birbirlerinin inançlarına müdahale etmeden inanç ve ibadetlerini kendi içlerinde gerçekleştiriyor; ancak çarşı-pazarda ticari işlerde ve bazı merasimlerde bir araya geliyorlardı. Dini inanç açısından semavi bir dine ve Peygambere tabi olmaktan dolayı Yahudiler kendilerini Araplardan üstün görürler, dinlerini onlara kabul ettirmek için de hiçbir gayret sarf etmezlerdi. Araplar da dini olarak Yahudileri kendilerinden üstün kabul ederlerdi. Onlarla olan ilişkilerinden dolayı risalet, ahiret, cennet ve cehennem gibi mefhumlara da inanıyorlardı.
  • Putperest Araplar hac, umre, tavaf, kurban gibi Hanif Hz. İbrahim dininin şiarı olan bu ibadetleri, şirke bulaşmış olarak özenle yapıyor ve bunlara ehemmiyet veriyorlardı. Hac ve umre, bütün bu ibadetlerin başında gelmekteydi.
  • Putlara büyük değer veren cahiliye Arabı yapacağı işler için ona danışmayı asla ihmal etmezdi. Bu putlara danışma genellikle put önünde fal okları çekmek suretiyle yapılırdı. ‘Evet’ ya da ‘Hayır’ okundan birinin çıkması ile yapacağı işe karar verirdi.
  • Kâbe’yi tavaf etmek eski Arapların ibadet hayatında çok önemli bir yer işgal etmiştir. Rivayetlerden ve Arap şiirlerinden anladığımıza göre tavaf sadece Kâbe’ye mahsus olmayıp, müşrikler tarafından putlar da tavaf edilmektedir
  • Cahiliye döneminde putların yanında kurbanlar kesilir, bu kurbanlardan küçük ilahlar için büyük paylar ayrılırdı.
  • Cahiliye döneminde Araplar Aşure günü oruç tutarlardı (Müslim, Sıyam, 113). Ayrıca Recep ayında putlarını tazim için kurban kestikleri gün de oruç tutarlardı.
  • Cahiliye devrinde, Yesriblilerin iki bayramından bahsedilmektedir. Yesribliler bu günlerde oyunlar oynar, şenlikler yaparlardı. Hz. Peygamber Yesrib’e hicret ettiği zaman, Yesriblilerin bu bayramlarını görünce: “Bu iki gün nedir?” diye sormuş, onlar da: “Biz cahiliye devrindeyken bu iki günde şenlik yapardık” diye cevap vermişlerdi. Hz. Peygamber de; “Allahü Taala, sizin bu iki bayramınızı onlardan daha hayırlı iki bayram ile değiştirdi: Fıtır Bayramı ve Kurban Bayramı” buyurmuştur (Ebu Davud, I, 675; Nesai, III, 179).
  • Yesrib’de putperestlikten sonra yaygın olan ikinci din, Yahudilerin yurtlarından çıkarılıp sürüldüklerinde beraberlerinde getirdikleri Yahudilik diniydi.
  • Yesrib’de, Yahudilerden her kabile kendi Ahbarının yanına gidiyor, orada dini görevlerini yerine getiriyor, şahsi problemlerini, anlaşmazlıklarını, sıkıntılarını arz ediyor ve çözümlerini onlardan alıyordu. Yahudiler arasında Ahbarlar, oldukça etkin konumda nüfuz sahibiydiler.
  • Hz. Peygamber döneminde ve daha öncesinde Hz. İbrahim’in getirmiş olduğu dine inanan ve “Hanifler” olarak adlandırılan birtakım kimselerin mevcut olduğunu kaynaklarımız haber vermektedir.
  • Sonuç olarak: Hz. Peygamber’in hicretinden (İslam’dan) önce Mekke’de yaşanan cahiliye (şirk) karanlığının bugünkü adıyla Medine olarak bilinen Yesrib’de yansımaları oldukça farklıdır. Yesrib’i oluşturan 6 bin civarındaki Arap nüfusla, 4 bin civarındaki Yahudi nüfusun oluşturduğu homojen yapı içindeki müşrik unsurun din algısı Mekke merkezli olmasına rağmen, Mekke’dekinden oldukça farklıdır. Yahudilerle müşrikler arasındaki ekonomik ve siyasi rekabetle birlikte; muharref semavi bir dini inanç ve tecrübenin müşrik Yesrib Arapları üzerindeki tesiri, Mekke’den gelen davete kucak açmalarında önemli bir role sahiptir.

İlyas UÇAR tarafından okunmuş ve özetlenmiştir.

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Yenİ Çıkanlar

Bİr Söz

"Okumak bir insanı doldurur, insanlarla konuşmak hazırlar, yazmak ise olgunlaştırır." (BACON)

Bİr Hadîs

“Ya âlim, ya ilim öğrenen, ya da ilim dinleyen ol. Dördüncüsü olma, helak olursun!” (Dârimî, İlim 254)

Bİr Ayet

 “Şüphesiz o zikri (Kur'an-ı Kerîm) biz indirdik biz! Onun koruyucusu da elbette biziz.” (HİCR-9)