İSLAM MEDENİYETİNİN ÖZELLİKLERİ

Mustafa ÇÖRDÜK

Ya öğrenen, ya öğreten, ya dinleyen, ya da seven ol!

Bu bloga abone ol

E-posta ile Takip Et

Bu Blogda Ara

İSLAM MEDENİYETİNİN ÖZELLİKLERİ

İSLAM MEDENİYETLERİNİN TEMEL ÖZELLİKLERİ NELERDİR?

İslam medeniyetlerinin temel özellikleri kısaca şu şekilde özetlenebilir:

1 . İslam coğrafyasında farklı inançları benimseyen insanlara din konusunda baskı yapılmamıştır.

2. İslam medeniyeti Araplar, Türkler ve İranlılar gibi farklı toplumların özelliklerini bir araya getirildiğinden, karma bir medeniyet yapısı ortaya çıkmıştır.

3 . Dört halife döneminde ülkeler illere ayrılırken, Emeviler ve Abbasiler döneminde sınırların çok genişlemesi sebebiyle eyaletler kurulmuştur.

4. Halktan ekonomik durumuna ve dini yapısına göre vergiler toplanmıştır. Halktan alınan haraç, cizye ve öşür gibi vergileri askerlik, idare, bayındırlık gibi alanlarda toplumun yararına olacak şekilde kullanılarak sarf edilmiştir.

5. İslam tarihinde egemen gücün değişimine paralel olarak başkentler Medine, Küfe, Şam ve Bağdat olmak üzere döneme göre değiştirilmiştir.

6 . Arapça İslamiyet’in yayılması ile uluslararası bir dil olarak dünya tarihindeki yerini almıştır.

7 . Fethedilen ülkelerin kültürlerinin etkisiyle, bölgeden bölgeye farklı özellikler gösteren bir İslam sanatı ve mimarisi ortaya çıkmıştır.

Günümüze gelinceye kadar insanlığın birbirinden farklı özellikle kaç medeniyetle karşılaştığı bilinmemektedir.Ünlü Medeniyet tarihçisi ARNOLD TOYNBEE, tarihte 16 Medeniyetin öldüğünü, 5’inin Batı Medeniyeti yüzünden yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu söyler..

Medeniyetler ve ıslam Medeniyeti

Günümüzde 2 Medeniyet bölgesi ağırlık kazanmıştır.
1-Hristiyanlık , Yahudiliğin tesirindeki Batı Medeniyeti
2-ıslam’ın yayıldığı bölgede etkisi olan ıslam Medeniyeti

ıslam Medeniyeti doğuşu ve gelişmesi esnasında birbirinden farklı 4 Medeniyet ve Kültür alanıyla karşılaşmıştır:

1-Roma (Bizans )
2-ıran
3-Hint
4-Çin

ıslam medeniyeti kısa zaman içinde Cebel-i Tarık Boğazı’ndan Çin Seddine kadar olan kısmı kapsadı.

Müslümanların kısa sürede Cebel-i Tarık Boğazından Çin Seddine kadar olan bölgeye hakim olmasının nedeni nedir?

ılmi gelişmelere açık olmasıdır..

ıslam Medeniyeti; Asya, Avrupa ve Afrika’nın önemli kısmını içine alırken Batı Medeniyetinin de gelişmesinde rol oynamıştır..

Medeniyetler mensubu olduğu coğrafyaya göre farklı özellik taşır.Medeniyetlerin yayaılma sahasına bakıldığında ; içindeki kavimlerin farklı olmasına rağmen herkesin kabul ettiği bazı kurallar yani ortak yönler olduğu görülür.O ortak kurallar Medeniyetin ruhudur.

Farklı toplumları kültür bakımından ayırt eden şey; zihniyet ve manevi değerler bütünüdür.

ıslam Medeniyeti; ıslamı kabul eden milletlerin oluşturduğu ortak medeniyetin adıdır.

ıslam Medeniyetin kuruluş ve gelişmesinde;

1-Peygamber Efendimiz
2-Araplar
3-ıranlılar
4-Türklerin büyük payı vardır.

W.Barthold’un da dediği gibi; ıslam Medeniyeti veya Arap medeniyeti ismi Orta Zaman şark Medeniyetine verilmektedir.

Miladın 7. yydan 13.yy kadar Avrupa ve Ön Asya’nın en medeni ve ileri memleketleri ıslam ülkesidir.

Bu devirde Bağdat ve Kurtuba , çeşitli sanatların geliştiği en zengin şehirlerdir.

ıslam’ın ortaya çıkışından itibaren Osmanlıların son dönemine kadar süreç, Dünya Tarihinin en önemli devirlerinden birisidir.

Peygamber Efendimiz Döneminde başlayan ıslam Medeniyeti, Kur’an ve Sünnetten aldığı ilhamla insani birçok değer ortaya koymuştur. Sadece Allah’ın rızasını kazanmak için kurulan vakıfların benzeri başka medeniyetlerde yoktur.Müslümanlar Vakıf Medeniyeti oluşturmuşlardır.

Din, vicdan, düşünce,kişisel hakka riayet insanlık için gerekli prensipler ıslam Medeniyetinde önemli yere sahiptir.

ıslam Medeniyetinin koyduğu değerler sadece insanları değil; hayvanları da kapsıyordu. Hayvanları koruma altına almıştı.
Hayvanlar için kurulan vakıflar ve mer’a vakıfları bunun en güzel örnekleridir.

ıslam Medeniyetlerinin ortaya koyduğu değerlerin kaynakları nelerdir?
Kur’an ve Sünnettir. Bunların dışında toplumun hayır ve menfaatlerine olan örflerdir.

ıslam Medeniyeti ve ılim

ıslam kültürünün en önemli kaynağı Kur’an; ilk ayeti ile okumayı emretmektedir. Dini bilgilere sahip olmadan ibadet yapılamaz, ibadet içinde yalnızca dini bilgi olması yeterli değildi.

Namaz kılmak veya oruç tutmak isteyen bir Müslüman, Astronomi bilgisine,
Zekat vermek isteyen , Matematik bilgisine
Hacca gitmek veya namaz kılmak için kıble yönü tayin etmek isteyen ; Coğrafya bilgisine sahip olması gerekir; yalnızca dini bilgi yeterli olamaz..

ıslam anlayışına göre ilim ve ibadet birbirinden ayrılmayan 2 unsurdur.

Tercümeleriyle dünyaya ışık tutan alimlerin başlıcaları;
Taberi, Razi, ıbn Cülcül, ıbn Sina, el-Birûni, ıbn Hazm,ıbn Rüşd, Gazzali, Ali Kuşçu, Mirim Çelebi,ıbn Kemal vs.. (Bakınız syfa 48)

Montgomery Watt; Batı’nın ıslam dünyasına karşı beslediği kin ve garezine temas ettiği ifadesi:

“Orta Çağ Hristiyanlarının zihinlerindeki ıslam’ın tamamen iftira mahsulü olduğu bilinmektedir.Biz Avrupalıların kör gözü , ıslam kültürüne olan borcumuzu görmeye manidir.Geçmiş mirasımıza ıslam’ın yaptığı tesiri küçümsüyoruz.Müslüman ve Arapların iyi ilişkiler kurabilmesi için borçlarımızı itirafa mecburuz.Onu saklamak, inkar etmek sahte gurur alametidir.”

Çiçek açma çağı olan 10.asırda ıslam Medeniyeti, Himalayalar’dan, Pireneler’e , Karadeniz’den Aden Körfezi’ne uzanan tüm ıslam Dünyasına nüfus etmişti.Bu şehir, milletlerarası toplanmanın merkezidir.

ıslam Medeniyetinindoğuşu, gelişimi ve şekillenmesini sağlayan en büyük etken; ıslam dininin ilme verdiği değerdir.

Toplumların düşünce ve buna bağlı hareketlerinin şekillenmesinde rol oynayan etken hangisidir?
DıN

Toplumu ıslah etmek ve düzen sağlamak için eğitim- öğretim faaliyetleri şarttır.ıslami eğitimin gayesi, iyi ve dengeli insan yetiştirmektir.

Hz.Peygamber’in bizzat kendisinin öğretici olduğuna işaret eden hadis ve ayetler:
“Allah, beni muallim (Öğretmen-öğretici) olarak gönderdi. (ıbn Mâce –Sünen)
“Ey Rabbimiz! Onlara kendi içlerinden senin ayetlerini okuyacak, onlara kitap ve hikmeti öğretecek , onları temizleyecek bir elçi gönder.” (Bakara 2/129)

Kur’an’da ilimden bahsedip araştırma ve Tefekkürü teşvik eden pek çok ayet vardır.Bazıları;
“De ki; hiç bilenle bilmeyenler bir olur mu?” (Zümer , 39/9)
“Rabbim, benim ilmimi arttır” de! ( Tâhâ, 20/114)
“şayet bilmiyorsanız, ilim ehline sorun” (Nahl 16/43)
“Kalem ve yazdıklarına yemin ederim ki, “( Kalem, 68/1)

Öğrenme vasıtasından kaleme yemin edilmesi, ıslam’ın sahip olduğu anlayışı gösterir.

ıslam ülkesinde ilmi hayatın gelişmesinin 2. dönemi olarak adlandırılan 11.yy önemlidir.
Bu asırdan itibaren sistemli eğitim-öğretim yeri olarak medreseler , halkın dini-medeni gelişmesinde etkili rol oynamıştır.
Osmanlı beyleri ilme ve ilim adamlarına büyük değer verirlerdi.Bunun için ıran, Horosan, Dağıstan ,Hindistan, Buhara vs.. yerlerden alimler ıstanbul’a geliyordu.

Medreseler 20.yy çeyreğine kadar inişli-çıkışlı olsa da ülkenin sosyal hayatına yön veren kurumlardı.

Osmanlı Döneminin 15 ve 16. asırlarına müsbet ve dini ilimlerle meşgul bilginlerin oluşturduğu eserler nedeniyle bu asırlara TÜRK ASIRLARI denir.

Bu asırlardaki bilginler:
Taşköprülü ısameddin Ahmed Efendi’nin eş- şakaiku’n- Numaniyye
Süleyman Saadeddin Efendi’nin Devhatü’l-Meşayih
Bursalı Mehmet Tahir’in Osmanlı Müellifleri
Osman şevki’nin Beşbuçuk Asırlık Türk Tababeti Tarihi
Mahmut Karakaş’ın Müsbet ılimde Müslüman Âlimler
Franz Babinger’in Osmanlı Tarih Yazıları ve Eserleri ..

ıslam Medeniyeti ve Adalet

Arapça a.d.l. Kökünden gelen adalet; Hakkı yerine getirmek, doğru olmak, denk kılmak, terazinin kefesini eşitlemek, eşit hale getirmek, insaf etmek, haksızlıktan kaçınmak , davranışlarda doğru ve tarafsız olmak anlamına gelir.ıslam adaletin uygulanmasını sağlayarak insanların sosyal yaşamını ve karşılıklı ilişkileri güvenceye almıştır.

Kur’an’ı Kerim’de adaletin önemine işaret eden ayetler:
“şüphesiz ki Allah, size adaleti, iyilik yapmayı ve akrabaya yardım etmeyi emreder.Hayâsızlığı , fenalığı ve haddi aşmayı yasaklar.” ( Nahl 16/90)

“Ey ınsanlar! Allah için adaleti ayakta tutup gözeten şahitler olun.Bir topluluğa olan öfkeniz, sizi adaletsizliğe sürüklemesin.Âdil olun ki o , takvaya daha yakındır.” ( Mâide 5/8)

Hz. Peygamber adalet prensibinin üzerinde özenle durmuş, onu üstün tutmuştur.Adalatle ilgili Buhari, Müslim, Tirmizi, Nesei gibi hadis kaynaklarında verilen hadisi;

“Hiçbir gölgenin bulunmadığı bir günde Allah ,yedi zümre insanı kendi (arşının ) gölgesinde barındırır ki, bunların ilki adaletle hükmeden ve adil davranan yöneticidir.”

Hz.Peygamber’den sonra adalet dağıtım görevini halifeler yürüttüler.Çünkü;ıslam idare sisteminde kaza (yargı) hilafete dahildir.

ıslam ‘ın Dünya Harp Tarihinde kendisinden önce düşünülmesi mümkün olmayan insani prensipleri:
1-Düşmana karşı da olsa adaletten ayrılınmayacak.
2-Savaşta tahribattan kaçınılacak
3-Fiilen savaşa katılmayan ( kadın, çocuk, yaşlı, din adamı vs..) dokunulmayacak.
4-Savaşta insanın haysiyet ve şerefine yakışmayan hareketten uzak durulacak
5-Esirlere iyi muamele edilecektir.

Bu şekilde ıslam Harbi; her isteyen ya da gücü yetenin toprak kazanmak için değil; Allah’ın rızasına ulaşmak için katlanmak zorunda olduğu vazife haline geldi.

ıbn Mukaffa, Cahız, Farabi, ıbn Sina , ıbn Bacce, Gazali, Suhreverdi, ıbn Tufeyl, ıbn Rüşd,ıbn Teymiyye vs.. gibi düşünürler siyaset ve devlet yönetimini konu alan eserler yazmışlardır.

Osmanlı Beyliği’nde adalet, babadan oğula ( nesilden nesile ) vasiyet ediliyordu.Osmanlı siyaset düşüncesinde varılması hedeflenen en önemli gaye; ADALETTıR.

ADALET: Eşyayı yerli yerine koymak ve herkese hakkını vermek demektir.

“ımdi bu Devlet-i Aliyye,adl ile kaimdir ve illa zulm ile memâlik viran olması mukarrerdir.”

Adaletli davranışın Allah’a yakın olmanın, zulmün de onadan uzaklaşmasının sebebini:

Adalet bâis –i kurb-i Hüdâ’dır.
Nitekim zulmeden Hak’tan cüdâdır. Mısralarıyla dile getirilir.

Adalet; iktidar ve devamlılığın şartıdır.Hazinenin artmasına halkın çoğalmasına yol açar.

ıktidarlar hangi değerler sayesinde varlığını devam ettirirler?
ADALETLE

Peygamber Efendimizin evrensel insan hakları beyannamesi diyebileceğimiz VEDA HUTBESı ; Müslümana hitap ederken aile fertlerinin birbirine karşı halk ve vazifelerini ortaya koyar.

ıslam Medeniyeti ve Hoşgörü
Kelime olarak; görmezliğe gelme,bağışlama anlamına gelen hoşgörü; müsamaha ve tolerans gibi anlamlara da gelir.

Kur’an ‘da hoşgörüye örnek ayetler:
“ Rabbinin yoluna hikmetle, güzel öğütle davet et.Onlarla mücadeleni en güzel tarik hangisi ise onunla yap” ( Nahl 16/125)
“Dinde zorlama yoktur” (Bakara 2/256)

ıslam müsahamasından hayranlıkla bahseden Batılı kaynak şöyle bir olay anlatır:

Bir gün bir Musevi Peygamberimize gelir ve erkândan birisinin dini hislerini incittiğini ve Muhammed’in Musa’dan üstün Peygamber olduğunu söyledi, der.Peygamber; “Böyle bir şey söylememeliydin, başkasının itikadına saygı göstetermeliydin” der.

Bu sözlerden Peygamberimizin inanç konusunda ne kadar hoşgörülü olduğunu anlarız.

ıslam’ın yayılış tarihi ile ilgili yabancı dilde yazılmış eser biliyor musunuz?
T.W. ARNOLD ‘un ıntişar-ı ıslam Tarihi

Endülüs’te 8 asır süren (711-1492) ıslam hakimiyeti sırasında Müslümanlar, Yahudiler ve Hristiyanlar bir arada rahatça yaşayabiliyorlardı.

ıspanya’nın fethi sırasında Müslümanların yumuşak tavırları sayesinde; Müslüman erkekler ve Hristiyan kadınlar arasında evlilik başlamış,Müslümanların âdetlerini taklit etmeye başlamışlar, Hristiyanlarda çocuklarını sünnet ettirmeye başlamış,Latince’nin yerini Arapça almıştır.

Müslüman Araplar, 711 senesinde ıslamiyet’i ıspanya’ya sokmuşlardır.1502 senesinde Ferdinand ve ısabella ‘nın duyurduğu fermanla ıslamiyet yasaklandı.

Osmanlılarda da müsamahalı davranmak devlet politikasının temel amacıydı.
Osmanlı milliyetlerini tesis ederken dini hürriyet prensibini temel taşı olarak almış ilk millettir.

Kimseyi din ve ırkından dolayı hor görmemiş, kiliselere dokunmamış, tamirine izin vermişti.Başbakanlık Osmanlı Arşivinde gayrimüslimlere ait 10 adet “Kilise Defteri” vardır ve ilki 1453 tarihli ıstanbul’un fetih tarihini taşır.

ıslam Medeniyetinde ınsan Hakları
Hakkını koruyamayacak durumdaki insanları korumak,onlara gelecek maddi- manevi zararı engellemeye insan haklarını koruma denir. Bu koruma görevini Sivil Toplum Örgütleri yapar.

Bazı devlet görevlilerinin halka sergilediği haksızlıkları ortadan kaldırmak için ortaya çıkan ıstinaf Mahkemesi,Temyiz, Danıştay, Ağır Ceza Mahkemesi, Adalet bakanlığı gibi terimlerin karşıtı olarakMEZALıM (halkın şikayetini dinleyip onu devlete karşı korumak) önemli rol oynar.Mezalim, Pers (ıran) ve cahiliye dönemi Araplarına kadar uzanır. Yemen’in Beni Zebid kabilesinden biri ticaret için Mekke’ye gelip umreye girmiş.Sehm kabilesinden As b.Vail adamın tüm mallarını gaspetmiş.Yemenli adam Ebu Kubeys dağına çıkıp gaspedilen mallarını geri almak için yardım istemiş.O dönemin ileri gelenlerinden Abdullah b.Cüd’an’ın evinde tartışmaları çözmek ve dışarıdan gelen insanları korumak için toplanırlardı.40 yaşından aşağılar kabul edilmezdi.Peygamberimiz o zaman henüz 25 yaşındaydı ve o kabul edilmişti.Haksızlıkları önlemek için yapılan bu toplantıya Hılfü’l- fudül adı verilir.

Osmanlı dünyasında sivil toplum örgütü diye isimlendireceğimiz bir müessese var ki; sıkıntıya düşen insanlara yardım etmek ve onların haklarını korumak için kurulmuş VAKIFLAR’dır.

Vakıfların büyük fonksiyon icra etmelerinin sebebi;

“ınsanların en hayırlısı, insanlara faydalı olan ; malın en hayırlısı Allah yolunda harcanan ; vakfın en hayırlısı da insanın en çok duyduğu ihtiyacı karşılayandır” prensibiyle hareket edendir.