Türk ve İslam Eserleri Müzesi | (Tarihi, Ziyaret, Ulaşım ve Bilgiler)

Bugünün Türk ve İslam Eserleri Müzesi, dünün İbrahim Paşa Sarayı olan bu tarihi yapı, aynı anda hem saray hem de bir müze ziyareti yapabileceğiniz İstanbul’un en nadide yerleri arasında. Müze, El yazması Kuran-ı Kerimlerden Selçuklu halılarına, İslam sanatının en erken döneminden 20. yüzyıla uzanan bir çizgide toplanmış binlerce eser ile büyüleyici bir deneyim sunuyor.

Roma İmparatorluğu’ndan Bizans’a, Osmanlı Döneminden Cumhuriyet’e ve günümüz Türkiye’sine gelinceye kadar her türlü eylem ve hareketin kalbi olmuş bir meydandır, Sultanahmet Meydanı. Türk ve İslam Eserleri Müzesi ise bu tarihi meydanın batı tarafını tüm görkemiyle süsleyen, Türk-İslam eserlerini kapsayan ilk ve en zengin müze. Devasa büyüklükte, hem görsel, hem manevi hem de içerik olarak oldukça zengin olan bu müzenin tarihi ise 1913 yılına kadar uzanıyor.

İlk kez 19. yüzyılın sonlarında başlamış olan kuruluş çalışmaları 1913 yılında tamamlanmış. Türk ve İslam Eserleri Sanatı‘nı topluca kapsayan ilk Türk Müzesi olması bakımından önemli olduğu kadar, Osmanlı Dönemi’nde açılan son müze olma özelliğiyle de oldukça önemli bir müze.

Müze içerisinde Halı ve Kilim Bölümü, Maden, Cam ve Seramik Bölümü, Ahşap Eserler Bölümü, Etnoğrafya Bölümü, El Yazmaları ve Hat Sanatı bölümü ve Taş Eserler bölümü olmak üzere 7 farklı bölüm bulunuyor. Her bir bölüm birbirinden değerli tarihi ve manevi öneme sahip eserlere ev sahipliği yapıyor. Hem sanat hem de tarih ve kültür severleri bir araya getiren bu eşsiz müze uzun yıllardır İstanbul‘un önemli turistik cazibe merkezlerinden biri olmayı sürdürüyor.

Müze ziyaretinizden sonra Sultanahmet’i keşfetmek için de Sultanahmet gezilecek yerler adlı yazımıza göz atabilirsiniz. Bölgedeki en önemli turistik cazibe merkezlerini bu yazıda haritalı güzel bir gezi rotası ile bulabilirsiniz.

Yazı İçerisindeki Başlıklara Git

Türk ve İslam Eserleri Müzesi Hakkında Bilgiler

Müzedeki halı ve kilim bölümü

Kendi kategorisinde dünyanın sayılı müzeleri arasında yer alan Türk ve İslam Eserleri Müzesi, 40 binin üzerindeki eserleriyle hem yerli hem de yabancı turistlerin ”At Meydanı” (Sultanahmet Meydanı) sınırları içerisinde Sultanahmet Camii ve Ayasofya Müzesi’nden sonra en çok ziyaret ettiği yerler arasında.

İslam Sanatı’nın erken döneminden 20. yüzyıla kadar Abbasi, Emevi, Kuzey Afrika (Magrip), Endülüs, Fatimi, Selçuklu, Eyyubi, İlhanlı, Memluk, Timurlu, Beylikler, Safavi ve zengin Osmanlı Dönemi eserlerinden oluşan geniş bir koleksiyon içerisindeki eserler, aynı zamanda bulunduğu döneme dair belge niteliği taşıması bakımından da önemli.

Müze, Halı Bölümüyle de adından söz ettiriyor. Halı Sanatı’nın dünyadaki en zengin koleksiyonu oluşturan bu bölüm sayesinde müze, uzun yıllar boyunca ”Halı Müzesi” olarak ünlenmiş. Müzenin en genç bölümü ise Etnografya Bölümü. Burası, halı-kilim tezgahlarından yün boyama tekniklerine kadar halk yaşamı sanatından kesintiler sunuyor.

Müze gezisi için en azından 45 dakika ayırın deriz. Detaylı bir gezi planı yapıyorsanız da 1.5 saat gibi bir zaman ayırılabilir.

Türk ve İslam Eserleri Müzesi Tarihi

Dönemin Müze-i Hümâyun Müdürü olan Osman Hamdi Bey’in başkanlığında 1913 yılında tamamlanmış olan müze, Mimar Sinan’ın en gözde eserlerinden biri olan Süleymaniye Camii Külliyesi içerisindeki imaret binasında 1914 yılında ”Evkaf-ı İslamiye Müzesi”, bir diğer adıyla İslam Vakıflar Müzesi olarak açılmış.

Cumhuriyet’in ilanından sonra Türk ve İslam Eserleri Müzesi adını alan müze, 1983 yılında günümüzde içerisinde bulunduğu ”İbrahim Paşa Sarayı”na taşınmış. Bu saray hakkında kısaca bilgi verecek olursak, saray 16. yüzyıl Osmanlı Mimarisinin en önemli yapılarından biri olarak kabul edilir. Sultan Sarayları dışında günümüze kadar gelebilmiş tek saray olma özelliğine de sahip olan İbrahim Paşa Sarayı, kemerler üzerine yükseltilmiş ve 3 taraftan ortadaki terası çevreler.

Günümüzde sarayın tam olarak ne zaman ve kim tarafından yapıldığı bilinmiyor olsa da, 1582 yılında yapılan büyük sünnet töreni öncesi sarayda yapılmış olan değişikliklerin ve sarayın yeni giriş kapısının Mimar Sinan tarafından yapıldığı söyleniyor. Yine tarihi kesin olmamakla birlikte, sarayın 1520 yılında Kanuni Sultan Süleyman tarafından kendisine 13 yıldır Sadrazamlık yapmış olan Pargalı İbrahim Paşa‘ya hediye edildiği de söylenir.

Tarihi At Meydanı’nda hipodrom kademeleri üzerinde yükselen saray, sivil yapıları ahşap olan Osmanlı geleneğinin aksine kâgir olarak inşa edilmiş. Saraydaki ilk tören de 1524 yılında İbrahim Paşa’nın, Sultan’ın kız kardeşi olan Hatice Sultan ile evlenmesi sebebiyle düzenlenmiş.

İbrahim Paşa Sarayı, tarihinde defterhane, mehterhane, kışla, elçilik sarayı ve cezaevi olarak da kullanılmış. Düğün ve şenliklerin yanı sıra, birçok isyana ve karışık dönemlere de sahne olmuş. 1966-1983 yılları arasında yapılan geniş çaplı restorasyon sayesinde yeniden doğmuş olan saray, 1983’ten beri Türk ve İslam Eserleri Müzesi’nin evi olmaya devam ediyor.

Göz At ; İstanbul gezilecek yerler (Şehirdeki en turistik ve en önemli 99 yeri ve bu yerleri haritalı gezi rotası olarak bulabilirsiniz)

Türk ve İslam Eserleri Müzesi’nde Neler var ? Müzenin Bölümleri ve Eserleri

Müzenin ana kapısı geniş bir avluya çıkıyor. Bu avluda 200+ yaşında olduğu söylenen koca bir çınar ağacı var. İkinci avluya merdiven ve kapılardan giriliyor. Bu avluda çok fazla görülecek şey olmasa da, avlunun batı duvarındaki 1831 yılında yapılmış olan çeşmeye göz atılabilir. Sultan II. Mahmut tuğralı bu çeşme, barok tarzı ile ilginizi çekecektir.

Halı Bölümü ; Türk ve İslam Eserleri Müzesi’nin en çok ilgi gören bölümlerden olan Halı Bölümü, içerdiği zenginliği ve çeşitliliği ile müzenin bir ”Halı Müzesi” olarak uzun yıllar anılmasına neden olmuş. Ayrıca Müze, dünyanın en zengin halı koleksiyonuna sahip olmasıyla ünlü. Bu bölümde, 13. yüzyıldan kalma Selçuklu halılarının yanı sıra Osmanlı döneminden halıları da görebiliyorsunuz.

Bu bölümün en değerli eserleri ise 15. ve 17. yüzyıl arasında Anadolu’da üretilmiş olan halılardan oluşuyor. Bu halılar batıda ”Holbein Halısı” olarak anılırmış ve daha çok geometrik desenleriyle ilgi görürmüş. Osmanlı ve Selçuklu dönemi halılarının yanı sıra, İran ve Kafkas halı örnekleri de bu bölümde görülebilir.

Maden Sanatı Bölümü ; Müzede yer alan madeni eserler özellikle Orta Çağ Maden Sanatı bakımından önem taşıyor. Anadolu’da uzun bir geçmişe sahip olan maden işçiliğinin uzun yıllar boyunca farklı sanat evrelerinde göstermiş olduğu gelişmeleri eserlerde görmek mümkün. Bu bölümde, 16. ve 19. yüzyıl arasındaki Osmanlı maden sanatı döneminden kalma, kandil, buhurdan, tombak ve leğen gibi daha birçok farklı eserler de yer alıyor.

El Yazmaları ve Hat Sanatı Bölümü ; Bu bölümü oluşturan eserlerin büyük bir bölümü el yazması Kuran-ı Kerimler‘den oluşuyor. Buradaki Kuran-ı Kerimler, Müslümanlığın yayılmış olduğu birçok farklı coğrafi bölgeden geliyor. Emevilerden Abbasilere Eyyubilerden Selçuklu dönemine Osmanlı hat sanatının en iyi şekilde izlenebildiği bu bölümde Kuran-ı Kerimler dışında, birbirinden çeşitli konularda ve farklı dönemlerde yazılmış onlarca kitap ve Sultanların tuğralarını taşıyan fermanlar gibi birbirinden değerli eserler de görülebiliyor.

El Yazmaları ve Hat Sanatı Bölümü

Ahşap Eserler Bölümü ; Bu bölümdeki Selçuklu ve Beylikler dönemine ait kapı, pencere kanadı, rahle ve sanduka gibi eserler bu sanat döneminin en seçkin mirasını oluşturuyor. Ayrıca Osmanlı döneminden kalma çekmeceler, fildişi ahşap eserler, kakma sanatının eşsiz örnekleri de bu bölümdeki zengin koleksiyonun en önemli parçaları arasında sayılıyor.

Taş Sanatı Bölümü ; Emevi ve Abbasi dönemine ait olan birbirinden ilgi çekici sütun başlıkları, kitabeler ve mesafe taşlarının dışında Selçuklu döneminde taşa uygulanmış figürlü kompozisyonlar da bu bölümde görülebiliyor. Taş üzerine değişik üsluplarda yazılmış kitabelerde bu bölümdeki en çok ilgi gören eserler arasında.

Seramik ve Cam Bölümü ; Bu bölümdeki eserlerin büyük bir bölümü 1910’lu yıllarda yapılmış olan kazılarda bulunmuş olan seramik eserlerden oluşuyor. Anadolu Selçuklu ve Beylikler Dönemine ait, mozaik, mihrap ve duvar çinisi örnekleri bu bölümdeki en önemli eserler arasında. Cam bölümündeki koleksiyon ise, 9. yüzyıl İslam cam sanatının örneklerini, 15. yüzyıl Memlük Kandillerini ve Osmanlı dönemi cam sanatı örneklerini oluşturuyor.

Etnografya Bölümü ; Müzenin en genç bölümü olan Etnografya bölümü, daha yakın dönemlere tarihleniyor. 18. – 20. yüzyıl dönemi arasındaki Osmanlı sosyal yaşamını içeren birbirinden değerleri eserler bu bölümde görülebiliyor. Bu bölümde göçer çadırlar, halı-kilim tezgahları, el sanatları, ev eşyaları ve dokumalar sergileniyor.